"Araf"

2007-03-27 17:05:00

      Elif Şafak'a ve kitaplarına ciddi ciddi sardım diyebilirim. Şu ana kadar "Baba ve Piç" ve "Med-Cezir"'i okumuş ve uslubunu, dilini ve seçtiği konuları oldukça enteresan bulmuştum.   Kitap yazar tarafından esasen İngilizce kaleme alınmış. Orjinal ismi: "The Saint of Incipient Insanities". Türkçe isim olarak da "arada kalmışlık, eşiktelik, doğruyla yanlış arasında kararsız kalma" gibi anlamlara gelen bir terim seçilmiş.   Farklı din, dil ve kültürel çevrelerden gelen gençlerin Boston'da birarada geçirdikleri 2 yıllık bir dönem anlatılıyor. Baş kahramanlar Türkiye'den Ömer Sipahioğlu, Meksika'lı Alegre ve Piyu, Fas'lı Abed, Amerikalı Gail ve Debra. Tüm kitap bu 5-6 kişi arasında dönmekte.      En merkezdeki konular; kimlik, kimlik arayışları, çekilen kimlik sancıları ve kahramanların kendi aralarındaki dayanışma çabaları.   Kitap boyunca hep birarada olma ancak hep bir 'eşikte', 'iki arada bir derede olma' hali var. Bu durumun en belirgin hali ise Ömer Sipahioğlu'nda gerçekleşmektedir. Türkiye'den getirdiği tüm kimlik birikimini bir kenara bırakacak;  doktora derslerine değil de kız arkadaşları üzerine uzmanlaşacak, kahve, içki ve sigaradan dolayı midesini mahvedecektir. Hiç beklenmeyen bir şekilde deli dolu Amerikalı bir kıza aşık olacak ancak bu, sonuçta bir 'mahvoluş' a dönecektir.     Fas'lı Abed ise, Fas'tan getirdiği yoğun İslami ağırlılıkla derin bir 'yabancılaşma' ve 'duygular karmaşı' içersine girmiştir. Ömer'in tersine dini hassasiyetleri ile Amerikan değerleri ve davranış şekilleri arasında bir denge bulmaya çalışmaktadır.   Benzer karmaşa, yalnızca göçmenlerde değil; Gail ve Debra gibi yerli Amerikalılar'da da bulunmaktadır. Sürekli bozuk bir ruh hali, sürekli bir arayış içersindedirler. Bu arada Doğu-Batı, Oryantalizm, Din-bilim çatışması gibi ... Devamı

"Anı Koleksiyoncusu-Gezi Yazıları"-III

2007-03-22 13:54:00

  (Meltem İnan'ın Anı Koleksiyoncusu isimli kitabına ilişkin yazdığım üçüncü ve son yazıdır.Kaldığım notlardan devam ediyorum.)   6- Swaziland:   * Bakireler Festivali: Umhlanga. Festival boyunca ülkenin tüm bekar kızları ( 30.000 civarında) alanda toplanıyor ve Kral'ın oturduğu tribünin önünden geçiyor. Bu yürüyüşte kızlar genelde, topless/üstsüz.Bu onlar için ayıp değil. Onlara göre kadınlığın sembolü göğüs değil kalça. Kral her sene içlerinden bir veya ikisini eş olarak seçiyor. Ayrıca, ülkenin bekar erkekleri de burada kendilerine eş beğeniyor.** Kızların giydikleri boncuklu etekler, taktıkları takılar vs. hangi bölgeye ve hangi aileye ait olduklarını gösteriyor.*** Kral 3. Mswati, Oxford'da okumuş. Kendisine ikram edilen lokumu daha önce İngiltere'de tatığını ve çok beğendiğini söylüyor.**** Bu ülkede yaşayan tek Türk Mehmet Ali Ölmez adında bir işadamı. Karısı ve çocukları ile birlikte mutlu bir hayatı var.   7- Sudan:   *Al Rashida kabilesi, Yemenden göçmüş, dış dünya ile hiç tanışmamış, geleneklerini korumuş ve göçebe bir kabile. Erkekleri tek parça lila rengi elbiseler giyiyor.   8- Hindistan-Dharamsala:   * Hindistan'daki otellerde en çok görünen tabela 'lobi' değil; 'Pencerelerinizi kapalı tutunuz, maymun girebilir.'         ** Çin tarafından işgal edilen Tibet'li rahip Dalai Lama ile bir röportaj yapılıyor. Richard Ger, en ünlü müritlerinden. Dalai Lama'nın amacı, kitap ve medya aracılığıyla Çin'in işgalini durdurmak. Oldukça etkileyici bir kişi; içten ve mütevazi.*** Richard Gere ile de röportaj yapıyor. Öbür gün ise birlikte önemli bir trans ayinine gidiyorlar. 1 sene sonra tekrar gittiğinde tekrar Richard Gere ile uzun uzun sohbet ediyor.**** Amir Khan, herkesin hayran olduğu bir pop şarkıcısı.***** Kalaripayathu: Kung-Fu'nun atası olan dövüş. Dövüşçülerin en önemli özelliği çeviklik.****** Ganj nehri: Ölüm gün... Devamı

"Anı Koleksiyoncusu-Gezi Yazıları"-II

2007-03-22 13:01:00

  (Meltem İnan'ın "Anı Koleksiyoncusu" isimli kitabına ilişkin yazdığım yazının II. bölümüdür. Bu yazımda ve üçüncü/son yazımda bazı okuma notlarımı aktaracağım. )   1- Bolivya: * Potosi Madeni: Yerin altında 500 m.İspanyollar tarafından 1545'te kurulmuş.1545-1845 arasında kazalar, göçükler ve diğer sebepler yüzünden 8 milyon madenci can ermiş.** Koka yaprağı: Oksijenin çok az olduğu 5 bin metrede vücuda gerekli oksijeni sağlıyor.*** Madencilerin inanışı: Tanrı gökteyse Şeytan da yerin altındadır. Şeytana ait gümüşü onu kızdırmadan almak gerekiyormuş; bu yüzden Şeytan mumyasına her Cuma günü çeşitli hediyeler sunuyorlarmış. 2- Meksika: * Zokalo Meydanı: Tek bir meydan tüm bir Meksika'yı gördüğünüz hissi veriyor. (Zokalo, Aztek dilinde taş zemin anlamına geliyormuş)** Xochimilco (Aztek dilinde meyve ve sebzelerin yetiştiği yer) çok sayıda kanaldan oluşuyor. Meksika'nın Venediği deniyor ama daha eğlenceli.*** Bebekler adası: Joselito tarlasını kuşlarından korumak maksadıyla oyuncak bebekleri asmaya başlamış, ancak bebeklerin ya kolu yokmuş ya da bacağı veya gözü.**** Tepotzlan köyü/festivali: Bu festivalde yerlilerin verdiği mesaj,siz İspanyollar belki Aztekleri köleleştirdiniz; ama yıllar önce Araplar da sizleri köleleştirmişlerdi. Yerliler Arap kılığına bürünüp dans ediyorlarmış.   3- Küba: * Ernest Hemingway bir müddet burada yaşamış.** Gündüz deniz, güneş; akşam ise müzik ve dans. Eğlenceye doyamıyorlar. Hükümet yeni evlenen her çifte iki kasa bira ve otelde ücretsiz bir gece konaklama hakkı veriyor.*** Hristiyanlık: 16.-19.yy arasında Batı Afrika'dan getirildiklerinde beraber taşıdıkları Santeria dini ile kaynaştrılmış halde. Hristiyanlık heykellerinin bazılarında Hz. İsa zenci olarak portre ediliyor.   4- Peru: * Diğer G. Amerika ülkelerinden ayrılan en büyük özelliği, her bölgesinin coğrafyası, dekoru ve kültürünün değişkenlik göstermesi.** Iquitos şehri: Karayolu ile ulaşılamayan dünyanın en büyük şe... Devamı

"Anı Koleksiyoncusu-Gezi Yazıları"-I

2007-03-22 12:01:00

  Gazetecilik hayatına 1994 yılında 32. Gün programıyla başlayan Meltem İnan, daha sonra 5 yıl kadar Haberci Belgesi'nde maceralara atılmış. Bu sayede dünyanın dört bir yanında belgesel bölümler hazırlamış. Daha sonra bir süre NTV'de Rota isimli gezi programını hazırlayan yazar, şu an Tv8'de Dış Kaynaklar Müdürü olarak çalışmakta.2002 yılında Çağdaş Gazeteciler Cemiyeti'nin "2002 En İyi Belgesel Ödülü'nü almış, Richard Gere ve Dalai Lama ile yaptığı röportajlar da dış basında yankı uyandırmış.Uzun bir süredir piyasadaki hemen hemen tüm gezi kitaplarını taradığımı ve bir çoğunu okuduğumu söyleyebilirim. Meltem İnan'ın bu kitabı ise tarz ve anlatım olarak gerçekten farklı ve okunası. Bunun için bu kitapla ilgili düşünce ve yorumlarımı iki yazı çerçevesinde anlatmaya çalışacağım. İlk yazımda genel bir değerlendirme yaparak; gidilen ülkelere/konulara, anlatım tarzına ve kitabın genel görünüşüne değineceğim.Kitapta 19 ülkede yaşanılan anılar var. İşte bazı ülkeler: Bolivya, Meksika, Küba, Peru, G.Afrika, Fas, Swaziland, Sudan, Endonezya, Hindistan, Malezya, Tayland, İsrail, Rusya. Yazar, bir gezi rehberinden ziyade bir anı anlatıcısı olarak karşımıza çıkıyor. Gidilen yerlerdeki sokaklar, cadde ve cafe isimleri vs., hedef mekanlara gidiş yolları gibi bilgiler değil; oralarda yaşanılan ilginç anılar hikaye ediliyor. Gerçekten de kitabı bitirdikten sonra belki de hiç unutamayacağınız en az 3-4 macera aklınızda kalacaktır. Çoğu gezi maceracısının bile aklına gelmeyecek anılar var kitabın içersinde. Örneğin Swaziland'da her sene 30.000 bayanın katıldığı Bakireler Festivali tam bir hayal-ötesi vaka. Veya Yuri Gagarin Merkezi'nde yerçekimsiz ortamda yaşanan fantastik deneyim. Metinler kısa, özlü ve hedefe yönelik. Çok fazla ayrıntıya girilmeden, en fazla 8-10 sayfada o ülkede yaşanılan anı anlatılıyor ve bitiriliyor. Çoşkun Aral'ın fotoğraflarıyla da desteklenen yazılar özenle hazırlanmış. Ancak bir eleştirim var: Kitap, kalın birinci... Devamı

"Anı Koleksiyoncusu-Gezi Yazıları"-III

2007-03-08 15:14:00

  (Meltem İnan'ın mezkur kitabıyla ilgili üçüncü ve son bölüm.)   7-Sudan: Al Rashida kabilesi. Yemen'den göçmüş, dış dünya ile tanışmamış, geleneklerini korumuş, göçebe bir kabile. Erkekleri tek parça lila renkli elbiseler giyiyor.   8- Hindistan-Dharamsala: i- Hindistan'daki otellerde en çok görünen tabela 'lobi' değil; 'pencerelerinizi kapalı tutunuz, maymun girebilir'. ii- Çin tarafından işgal edilen Tibet'in dünyaca ünlü rahibi Dalai Lama ile bir röportaj yapılıyor. Richard Gere en ünlü müritlerinden. Amacı kitap ve medya aracılığıyla Çin'in işgalini durdurmak. Oldukça etkileyici bir kişi, içten ve mütevazi. iii-Richard Gere ile de röportaj yapıyor. Öbür gün önemli bir trans ayinine birlike gidiyorlar. 1 sene sonra tekrar aynı yere gittiğinde, Richard Gere ile tekrar karşılaşıyorlar.   9- Hindistan-Bombay ve Kerala: i- Amir Khan, herkesin hayran olduğu, bizdeki Tarkan misali bir şarkıcı ile yapılan sohbet. ii- Kalaripayathu. Kung-Fu'nun atası olan dövüş. Dövüşçülerin en önemli özelliği çeviklik.   10- Hindistan-Ganj: Ölüm günlerinin yaklaştığını düşünen yaşlı Hindular, Varanasi'de ölüp küllerinin Ganj nehrine savrulmasını istiyorlar. Bu sayede ruh göçü zincirinden kurtularak Cennet'e gidebiliyorlar.    11- Malezya: İban kabilesi. Büyücülük geleneği hala devam ediyor. Kafatasçılık ise uzun zaman önce kalkmış. Her kesilen kafanın ardından parmağa bir dövme çizilirmiş. Erkeklerin parmaklarındaki dövme sayısı arttıkça kadınların o kadar çok ilgisini çekermiş.   12- Tayland: i- Vejeteryan Festivali. Dokuz gün diyet yapılıyor. Ayrıca, bu dönemde bazı kişilerin içine Tanrı girdiğine inanılıyor. Bir grup insan, kafalarını sağa sola sallayarak, ellerindeki şişleri yanaklarına geçiriyorlar. Başkaları ise bu deliklerden gemi maketi veya bir ahtapotu veya ellerine geçirdikleri herhangi bir şeyi geçirmeye çalışıyor. Ancak hiçbirinde acı belirtisi yok.... Devamı

"Anı Koleksiyoncusu-Gezi Yazıları"-II

2007-03-08 11:26:00

  Bu kitapla ilgili ikinci yazımda kitabı okurkenki aldığım notları aktarmaya çalışacağım. Aman sakın bu notları okuduktan sonra, "Nasıl olsa bir özet okudum, kitabı okumama gerek yok demeyin". Okuyun. Benim yazdığım kuru ve hissiyatsız kelimeler yığınının aksine capcanlı, eğlendirici bir anlatımla tanışmış olacaksınız.   1- Bolivya: i-Potosi Gümüş Madeni. Yerin altında 500 metre. İspanyollar tarafından 1545'te kurulmuş, 1545-1825 tarihleri arasında kazalar, göçükler ve diğe sebepler yüzünden 8 milyon madenci can vermiş. ii-Koka yaprağı. Oksijenin çok az olduğu 5 bin metrede vücuda gerekli oksijeni veriyor. Kokain'in ana bitkisi. Ama bu haliyle uyuşturucu bir etkisi yok. iii-Madencilerin inanışları: "Tanrı gökteyse şeytan da altındadır". Şeytana ait gümüşü onu kızdırmadan almak gerekiyormuş; bu yüzden şeytan mumyasına her Cuma günü çeşitli hediyeler sunuyorlarmış.   2- Meksika: i-Zokalo Meydanı. Tek bir meydan tüm Meksika'yı gördüğünüz hissi veriyor. Aztek dilinde Zokalo, taş zemin anlamına geliyormuş. ii-Xochimilco ( Aztek dilinde meyve ve sebzelerin yetiştirdiği yer) çok sayıda kanaldan oluşuyor. Meksika'nın Venediği deniliyor ama ondan daha eğlenceli. iii-Bebekler Adası. Joselito isimli birisi vaktinde, tarlasını kuşlardan korumak maksadıyla oyuncak bebekleri çeşitli yerlere asmaya başlamış; ancak bu bebeklerin ya kolları kopmuş, ya bacakları ya da gözleri. Uzaktan bakıldığında yüzlerce oyuncak bebek değişik bir manzara veriyor. iv-Tepotzlan köyü festivali. Yerliler bu festivalde İspanyollar'a şu mesajı veriyorlar: Siz İspanyollar belki Aztekleri köleleştirdiniz ama Araplar da sizi köleleştirmişlerdi. Yerliler bunun için Arap kılığına girip dans ediyorlarmış.   3- Küba-Havana: i-Ernest Hemingway uzun süre burada yaşamış. ii- Gündüz deniz, güneş; akşam ise müzik ve dans. Eğlenceye doymuyorlar. Hükümet yeni evlenen her çifte iki kasa bira ve otelde... Devamı

"Anı Koleksiyoncusu-Gezi Yazıları"-I

2007-03-08 09:22:00

  Gazetecilik hayatına 1994 yılında 32. Gün programıyla başlayan Meltem İnan, daha sonra 5 yıl kadar Haberci Belgesi'nde maceralara atılmış. Bu sayede dünyanın dört bir yanında belgesel bölümler hazırlamış. Daha sonra bir süre NTV'de Rota isimli gezi programını hazırlayan yazar, şu an Tv8'de Dış Kaynaklar Müdürü olarak çalışmakta. 2002 yılında Çağdaş Gazeteciler Cemiyeti'nin "2002 En İyi Belgesel Ödülü'nü almış, Richard Gere ve Dalai Lama ile yaptığı röportajlar da dış basında yankı uyandırmış.   Uzun bir süredir piyasadaki hemen hemen tüm gezi kitaplarını taradığımı ve bir çoğunu okuduğumu söyleyebilirim. Meltem İnan'ın bu kitabı ise tarz ve anlatım olarak gerçekten farklı ve okunası. Bunun için bu kitapla ilgili düşünce ve yorumlarımı iki veya üç yazı çerçevesinde anlatmaya çalışacağım.   İlk yazımda genel bir değerlendirme yaparak; gidilen ülkelere/konulara, anlatım tarzına ve kitabın genel görünüşüne değineceğim.   Kitapta 19 ülkede yaşanılan anılar var. İşte bazı ülkeler: Bolivya, Meksika, Küba, Peru, G.Afrika, Fas, Swaziland, Sudan, Endonezya, Hindistan, Malezya, Tayland, İsrail, Rusya.     Yazar, bir gezi rehberinden ziyade bir anı anlatıcısı olarak karşımıza çıkıyor. Gidilen yerlerdeki sokaklar, cadde ve cafe isimleri vs., hedef mekanlara gidiş yolları gibi bilgiler değil; oralarda yaşanılan ilginç anılar hikaye ediliyor. Gerçekten de kitabı bitirdikten sonra belki de hiç unutamayacağınız en az 3-4 macera aklınızda kalacaktır. Çoğu gezi maceracısının bile aklına gelmeyecek anılar var kitabın içersinde. Örneğin Swaziland'da her sene 30.000 bayanın katıldığı Bakireler Festivali tam bir hayal-ötesi vaka. Veya Yuri Gagarin Merkezi'nde yerçekimsiz ortamda yaşanan fantastik deneyim.   Metinler kısa, özlü ve hedefe yönelik. Çok fazla ayrıntıya girilmeden, en fazla 8-10 sayfada o ülkede yaşanılan anı anlatılıyor ve bitir... Devamı

"Avrasyalı olmak"

2007-02-24 22:02:00

  Banu Avar'ın daha önceki kitabının-Sınırlar Arasında- hemen ardından ikinci kitabını da zevkle ve heyecanla okudum.    Kitap, 2005 sonbaharıyla 2006 yazı arasında TRT1'de yayınlanmış olan Sınırlar Arasında programında işlenen 14 ülkeye ait gözlemlerin ve anıların toplu bir derlemesi.    Kitapta geçen  geziler esasen  pek de turistik amaçlı yapılmış değil. Yazarın bu kitapla göstermeye çalıştığı, kendi deyimiyle,  "bu ülkelerde mazlumların ve zalimlerin, küresel oyunların ağındaki duruşlarını" göstermek.    Nerelere mi gidilmiş? Dağıstan, Azerbaycan, Ukrayna, Kırgızistan, Batı Trakya, Filistin, Cezayir, Pakistan gibi toplam 14 ayrı sorunlu bölge. Kimisi Türkiye'nin hemen yakınında kimiyse, Venezuela ve Küba gibi, okyanusların ötesinde. Her gidilen yerde "gerçek insanlarla dünya seçkinler kulübünün maskeli cemaati arasındaki derin farklılıklar" gösterilmeye çalışılmış.    Kitabı okurken şu notları almışım. Size de kısaca aktarayım:   a) Dağıstan bölümü: 1-SSCB'nin dağılmasından sonra fakirliğin ve işsizliğin artması. 2-Lüks düşkünlüğünün artması. 3-Zalim kapitalizmin heryerde açıkça hissedilmesi. 4-Rusya'nın en güneyinde ve Hazar kıyısında olduğu için sürekli uluslararası oyunlara sahne olması. 5-Çok etnikli bir ülke olması. (Lezgiler, Avarlar, Laklar vs.) 6-Şeyh Şamil'in ülkesi.   b) Nahcıvan bölümü: 1-Erivan'ın 1920'ye kadar bir Azeri şehri olması. 2-Azerbaycan'la Nahcıvan arasındaki bağlantı bölgelerinin Ermeni işgali yüzünden kopuk olması. 3-Türkiye-Nahcıvan arasındaki Ümit Köprüsü.   c) Azerbaycan: 1-Yabancı kuruluş ve vakıfların Amerika yanlısı faaliyetleri. 2-Azeri halkının arasında Lezgi, Avar gibi etnik farklılıkların sıkça vurgulanır hale gelmesi, etnik gruplarla ilgili çalışmaların fazlalaşması. 3-Misyonerlik faaliyetlerinin yaygın olması.   d) Ukrayna: 1-Evangelist propagandanın Ukr... Devamı

"Afrika Defteri"

2007-02-14 14:34:00

  Nesteren Davutoğlu'nun yeni zamanlarda çıkmış bulunan ikinci gezi kitabı. Bundan önce Norveç defterini okumuş ve özellikle kitabın iç dizaynı açısından ilginç bulmuştum. Nesteren hanım, reklamcı kimliğini ve sitilini bu kitabında da aynen sürdürmüş.   Bu kitapta yazarın ve kızı Dilan'ın Güney Afrika Cumhuriyeti ve Swaziland'a yaptığı gezilerin anıları yer almakta. Güney Afrika'da ilk önce Kruger Park'a gidiyorlar. Burası bizim bildiğimiz parklar gibi değil; uçsuz bucaksız bir arazi. İçinde yüzlerce çeşit hayvanın özgürce dolaştığı ve insanların ciplerle safari yaptığı bir kurtarılmış bölge. Yolunuzun her tarafında ya bir zebra, ya bir fil, ya bir gergedan ya da bir leopar veya aslanla karşılaşabilirsiniz. Kitabın üçte bir kadarı farklı safari maceralarına ayrılmış.   Bunun dışında, Cape Town şehrine gidiyorlar. Halk pazarı ve burada yapılan hummalı bir alışveriş. Neler mi alınabilir? Mesela masklar, türlü türlü şekil, renk ve farklı anlamlarıyla..   Yine Cape Town'da çok ilginç bir yere gitmişler: Table Mountain, yani Masa Dağı. Bu dağın tepesi sivri değil; dümdüz. Güzel bir resmini de koymuşlar, gerçekten enteresan.    Okuyanlara ilginç gelebilecek bir başka yer de bizim Ümit Burnu dediğimiz The Cape of Storms, Fırtınalar Burnu. Atlas ve Hint Okyanuslarının birleştiği yer.    İlerleyen sayfalarda Ulusal Botanik Bahçesi, Bitki Müzesi ve Erica Bahçeleri gezileri var. Börtü böceğe ilgi duyanlar için bire bir.    Son sayfalara doğru da Swaiziland gezisine ilişkin anıları ve resimleri bulabilirsiniz. Hala ilkel şekilde yaşayan yerlilerle ilgili bir kaç küçük ayrıntı görebilirsiniz bu sayfalarda.   Kitap, Afrika'yı merak edenler ve gitmek isteyenler için güzel bir rehber olacaktır.    (Nesteren Davutoğlu, Epsilon Yayınları)  ... Devamı

"Ninatta'nın Bileziği"

2007-02-12 14:45:00

  Ahmet Ümit'in en son çıkan kitabı. Zannederim hacim olarak da en kısa olanı. Diğer kitaplarının aksine bir roman tarzında değil de bir deneme veya bir şiir şeklinde yazmış. Kitap, 12 ayrı bölümden veya tabletten oluşuyor. Anadolu'daki ilk büyük devlet olan Hititler zamanında, Kadeş Savaşı'ndan az bir süre önce yaşanan ve 3300 yıldır kavuşulmayı bekleyen bir sevdanın tabletler üzerine yazılmış hikayesi.     Kitabın konusunu kısaca değil de uzun olarak anlatayım. Bunu da kitapta olduğu gibi, bölüm bölüm yapayım:   - İlk bölümde tabletlerin yazdırıcısı olan Ninatta, savaşçı Nuvanza'yı kendisine getirecek olan kişiye övgüler yağdırmaktadır. Ondan Nuvanza'nın 11 ayrı halka halinde yaptırdığı bileziğin parçalarını toplamasını istemektedir. Bu sayede, Ninetta, sevgilisi Nuvanza'ya kavuşabilecektir.    - Daha sonra Ninatta, kurtarıcı addettiği kişiye Nuvanza ile ilk defa karşılaşmalarını anlatır. Onu ilk defa bir meyve bahçesinde karısı Manni ile birlikteyken görür. Nuvanza evlidir ve karısı Manni altı aylık hamiledir. Buna rağmen Ninatta, Nuvanza'ya, henüz kendisi çok da küçük olmasına rağmen, büyük bir aşkla bağlanır.      - Bir zaman sonra, Nuvanza'nın karısı bir oğlan doğurmuş, çocuk büyümüş ve arkadaşları ile oynayabilecek yaşa gelmiştir. Ninatta, hala Nuvanza'yı takip etmekte; ona hala büyük bir sevgi duymaktadır. Bu arada, Kral Mutavalli ve Hitit Krallığı'nın büyük bir sorunu vardır. Mutavalli'nin kardeşi Hattuşili, kral olmak istemektedir ve bu hırsı zor zaptedilebilmektedir. Kral Mutavalli ise kardeşinin bu amacına rağmen, Telipu yasasını bozmak ve kardeşini öldürmek istememektedir.   - Soylu Zuvappiş'in oğlu ve çocukluk arkadaşı İnara da Ninatta'ya aşıktır. Oysa Ninatta onu bir kardeş gibi görmektedir. Ninatta, Nuvanza'yı elde edebilmek için bir plan yapar ve hasat bayram... Devamı